<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevda Sevdadan Yolu Gecenlerin Mekani &#187; masali</title>
	<atom:link href="http://www.sevdadan.com/tag/masali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sevdadan.com</link>
	<description>Sevdadan Sevda Sevgi Sevgiden Sozler Mesajlar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 12:22:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Maymun Peri</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/cocuk-fikralari/maymun-peri.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/cocuk-fikralari/maymun-peri.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 01:12:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cocuk Fikralari]]></category>
		<category><![CDATA[Cocuk Masallari]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[masali]]></category>
		<category><![CDATA[maymun]]></category>
		<category><![CDATA[peri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde güzel ülkelerden birinde, bir padişah yaşarmış üç erkek evladıyla birlikte. Evlatları büyümüş, yakışıklı birer delikanlı olmuş yıllar geçince. Derken, padişah oğullarının mürüvvetini görmek istemiş: “-Hadi evlatlar, buyurun evlenin” demiş. Demiş de, üç delikanlı, evlenecek kız görememiş çevrelerinde. “-Hani padişah babamız, kısmetimiz nerede?” diye sormuşlar, evlenecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #323232;"><span style="font-family: Verdana,arial; color: #000000;"><span style="font-size: x-small;">Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde güzel ülkelerden birinde, bir padişah yaşarmış üç erkek evladıyla birlikte. Evlatları büyümüş, yakışıklı birer delikanlı olmuş yıllar geçince. Derken, padişah oğullarının mürüvvetini görmek istemiş:</p>
<p>“-Hadi evlatlar, buyurun evlenin” demiş. Demiş de, üç delikanlı, evlenecek kız görememiş çevrelerinde.</p>
<p>“-Hani padişah babamız,  kısmetimiz nerede?” diye sormuşlar, evlenecek kimsecikler bulamayacakları endişesiyle.</p>
<p>Padişah bu, bütün düğümleri çözmek onun görevi. Düşünmüş nerede, nasıl bulabilir evlatlarının kısmetini. Sonunda karar vermiş, üçünü de çağırtmış yanına. Birer ok ile yay uzatmış onlara:</p>
<p>“-Atın bu okları. Okunuz kimin avlusuna düşerse, size o adamın kızını alacagım” demiş.</p>
<p>Delikanlılar arasında bir heyecan rüzgari esmiş. Ama delikanlı değiller mi? Yayı gererken elleri titrer mi?…Titrememiş tabii.</p>
<p>İlk atışı büyük oğlan yapmış. Oku bir atmış, pir atmış. Ok gitmiş . gitmiş vezirin evinin avlusuna düşmüş. Padişah hemen vezire adamlarını göndermiş, kızını istetmiş. Vezirin kızı pek güzelmiş. Güzel olduğu kadar elinden iş de gelirmiş. Kırk gün kırk gece süren düğün dernek ile büyük oğlan ile vezirin kızı, mutlu mesut dünya evine girmiş.</p>
<p>Derken sıra ortanca oğlana gelmiş. . Ortanca oğlan da okunu atmış. Ok yaydan bir fırlamış, kaşla göz arasında vekilin evinin avlusunu boylamış. Padişah hemen oraya da adamlarını salmış. Vekilin kızı da alınmış. Vekilin kızı da vezirin kızını aratmıyormuş hani. O kapkara ceylan bakışlı gözleri, o kapkara kıvrım kıvrım zülüfleri. Bir bakan bir daha dönüp bakar, bakışları çok can yakarmış. Kırk gün kırk gece düğün dernek,ortanca oğlan ve vekilin kızı için de yapılmış, düğünün güzelliği de dillerde yankılanmış.</p>
<p>Sonunda sıra küçük oğlana gelmiş. Küçük oğlan almış okunu, şöyle güzelce germiş yayını. Gerilen yayı değil, gönül teliymiş sanki. Tam bırakacak, oku, kaçıp kısmetini bulacak, güneş bulutların arasından başını uzatmış, küçük oğlanın gözünü almış. Oğlan bir an ne olduğunu anlamamış, gözleri kamaşmış, tam o sırada ok yaydan kurtulmuş, almış başını, taa ormana doğru fırlamış. Sonra ağaçların arasına düşmüş kalmış. Küçük oğlan hemen ormana koşmuş, okunu bir maymunun elinde bulmuş.</p>
<p>Maymun bir yandan oku kemiriyor, bir yandan da küçük oğlana gülümsüyormuş.</p>
<p>Tam o sırada büyük ve ortanca oğlanlar gelmişler kardeşlerinin peşi sıra. Bir maymun görüverince karşılarında, gülmeye başlamışlar. Bu maymun senin kısmetin, bu maymunla evlenmek zorundasın diye, kardeşlerini maymunla evlenmek zorunda bırakmışlar. Küçük oğlan kimselere gösterememiş eşini. Ormanda maymunla birlikte yaşamaya başlamış. Ama ağabeyleri rahat durmamış:</p>
<p>“-Babamız evinize gelmek istiyor” diye küçük oğlanı kandırmış. Bunu duyan küçük oğlan, karısı maymunun yanına varmış:</p>
<p>“-Babam evimize gelmek istiyormuş, ne yapacagız?” diye dert yanmış. Maymun  hiç telaşlanmamış:</p>
<p>“-Babana, istediğin adamlarını al ve .  filan dağa git de” demiş.</p>
<p>Padişah, söylenen dağa gitmiş. Beraberinde adamlarını da getirmiş. Bir de bakmışlar dağda, her birinin atı için bir altın kazık çakılı. Yemek vakti sofra ise, kurulabilecek bütün sofralardan farklı. Yemekler altın tabaklarda, altın çatallar kaşıklar yanlarında. Böyle yemek yemek pek de keyifliymiş . ya, yemek bittikten sonra da herkesin yediği tabak, atını bağladığı kazık kendine kalınca keyifler katlanmış, ağabeyler şaşırmış.</p>
<p>“-O zaman” demişler “babamızın, eşlerimizi de çağırmasını isteyelim. Maymun geldiğinde biraz gülelim.”</p>
<p>Gerçekten de çok geçmemiş, padişah ogullarını eşleriyle birlikte saraya davet etmiş. Küçük oğlanın paçaları tutuşmuş bu davet karşısında. Yine soluğu almış maymun karısının yanında:</p>
<p>“-Şimdi ne yapacagız, babam çagırıyor” demiş Maymun sonunda beklediği gün geldiği için heyecanlı ama görünüşte oldukça sogukkanlı, kocasının, misafir ağırladıkları dağa çıkıp “Gülnar” diye bagırmasını istemiş.</p>
<p>Küçük oğlan, denileni yapmoş; Gülnar” diye bagırmış. Karşısına öyle bir peri çıkmış ki, dayanamamış, bayılmış. Bir süre sonra ayılınca peri:</p>
<p>“-Ben senin karın Gülnar’ım” deyip postunu oğlana vermiş sonra devam etmiş:</p>
<p>“Yıllardır bu postu çıkarmak için senin gibi bir şehzade ile evlenmeyi ve padişahın sarayına davet edilmeyi bekliyordum. Hadi gidelim. Ama bu postuma sahip ol. Onu sakın çaldırma. Çaldırırsan beni bulamazsın.” demiş.</p>
<p>Saraya gitmişler, Padişahın huzuruna gelmişler. Padişah, ağabey, ağabeylerinin karıları, görüverince küçük oğlanın eşsiz benzersiz karısını, düşüp bayılmışlar. Ayıldıklarında, yiyip içip eğlenmişler. Karısının postunu sıkı sıkı saklayan küçük oğlan ile eşsiz benzersiz güzellikteki maymun perinin . kırk gün kırk gece süren düğünleri yapılmış.</p>
<p>Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.Gökten üç elma düştü biri bana, biri sana, biri kısmetine inananlara&#8230;.</span></span></span></p>
<h3  class="related_post_title">Sevdadan Mirc Sohbet chat blog</h3><ul class="related_post"><li>29 Kasım 2007 -- <a href="http://www.sevdadan.com/masallar/sihirli-fasulye-masali.php" title="Sihirli Fasulye Masali">Sihirli Fasulye Masali</a><br /><small>Halk Masalı
Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu ço...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/cocuk-fikralari/maymun-peri.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sihirli Fasulye Masali</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/masallar/sihirli-fasulye-masali.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/masallar/sihirli-fasulye-masali.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Nov 2007 06:16:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/sihirli-fasulye-masali.php</guid>
		<description><![CDATA[Halk Masalı Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş. Oğluna ineği pazara götürüp satabileceği en iyi fiyata satmasını söylemiş. Dalikanlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halk Masalı<br />
Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş. Oğluna ineği pazara götürüp satabileceği en iyi fiyata satmasını söylemiş.<br />
Dalikanlı pazara giderken yolda tuhaf bir yaşlı adama rastlamış. Yaşlı adam ineğe bir göz atmış ve delikanlıya, “Bak çocuğum, bana bu ineği verirsen karşılığında sana çok değerli şeyler veririm,” demiş. Sonra cebinden beş fasulye tanesi çıkarmış.<br />
“Fasulye tanesi mi?” demiş delikanlı tereddütle.”<br />
“Ama bunlar sihirli,” demiş yaşlı adam. Adam öyle deyince bu iş delikanlının aklına yatmış ve fasulyeler karşılığında Süt Beyazı’nı yaşlı adama vererek yaptığı değiş tokuştan memnun, eve dönmüş.<br />
“Anne! Bak elimde ne var!” diye seslenip olanları anlatmış delikanlı eve dönünce. Ama annesi ona çok kızmış. Fasulye tanelerini dışarı, eline geçirdiği tavayı da delikanlıya fırlatmış. Sonra da ceza olsun diye onu odasına yollamış ve ona yemek vermemiş.<br />
Sabah olunca delikanlı gözlerine inanamamış. Yatak odasının penceresinden, dışarıda bir bitkinin hızla büyüdüğünü görmüş. Bu ne bir ağaç, ne de dev bir ayçiçeğiymiş; göğe doğru büyümüş sihirli bir sırık fasulyesiymiş. Delikanlı hemen pencereden sarkıp sihirli fasulyeye tutunmuş ve tırmanmaya başlamış.<br />
Yarım saat sonra kendini, her şeyin normalden daha büyük olduğu garip bir ülkede bulmuş. Tarlaların ötesinde çok büyük bir ev varmış. Delikanlı evin yanına gidip kapıyı çalmış. Kapıyı bir kadın açmış.<br />
“Yiyecek bir şeyiniz var mı?” diye sormuş delikanlı.<br />
“Var,” demiş kadın. “Ama dev kocam gelince ortadan kaybolman gerek. Çünkü çocuklara hiç dayanamaz, onları hemen yer.”<br />
Delikanlı tam bir şeyler yemek üzere sofraya otururken dışarıdan birinin gür bir sesle şunları söylediğini duymuş:<br />
“Fee-fi-fo-fum,<br />
işte bir çocuk kokusu duydum.<br />
Ölü de olsa, diri de olsa güzeldir onları yemek.<br />
Kemiklerini öğütür, yaparım kendime ekmek.”<br />
“Fırına saklan. Hemen!” demiş kadın delikanlıya. Sonra da kocasına, “Ne çocuğu hayatım, dün kediye verdiğim et parçalarının kokusunu aldın herhalde,” diye seslenmiş.<br />
Yemekten sonra dev kese kese altınlarını saymaya başlamış. Kısa bir süre sonra altın saymaktan yorulup uykuya dalmış. Deliknalı saklandığı yerden çıkıp bir kese altın almış. Keseyi sihirli fasulyesinden aşağıya atmış, ardından fasulyenin sırığına tutuna tutuna aşağıya inmiş. Annesi artık şanslarının döndüğüne bir türlü inanamamış.<br />
Ama birkaç ay sonra ellerindeki tüm altınlar bitmiş. Delikanlı tekrar sihirli fasulyesine tırmanarak devin yaşadığı ülkeye gitmiş. Devin karısı bu kez ona kuşkucu bir şekilde davranıyormuş.<br />
“Geçen gelişinde bir kese altınımız kayboldu,” diye iğnelemiş onu. Ama yine de delikanlıyı içeri almış.<br />
Çok geçmeden dev çıkagelmiş. “Fee-fi-fo-fum,” diye bir şarkı söylüyormuş. Bunu duyan delikanlı hemen yine fırına saklanmış.<br />
“Ne çocuğu, hayatım,” demiş devin karısı. “Dün yediğin piliç haşlamanın kokusunu duydun herhalde. Sen etli böreğini yemene bak!”<br />
Yemeğini bitirdikten sonra dev, karısına, “Kadın, bana tavuğumu getir,” demiş. Karısı hemen tavuğu getirmiş. “Yumurtla!” diye emretmiş dev ve delikanlının hayret dolu bakışları altında tavuk altın bir yumurta yumurtlamış. Tabii delikanlı tavuğu da alıp evine götürmüş.<br />
Delikanlı ile annesi böylece zengin olmuşlar. Ama bir yıl sonra çocuk şansını bir kez daha denemeye karar vermiş ve tekrar sihirli fasulyesine tırmanmış. Bu sefer eve, devin karısına görünmeden girip, bir bakır tencerenin içine saklanmış.<br />
Dev girmiş içeri. “Fee-fi-fo-fum,” diye başlamış yine tekerlemesine.<br />
“Eğer bu yine o lanet olası çocuksa, fırına bak hayatım, kesin oradadır,” demiş karısı.<br />
Delikanlı orada değilmiş tabii ki.<br />
“Buralarda bir yerde, eminim,” diye gürlemiş dev, ama karısıyla birlikte evin altını üstüne getirmelerine rağmen onu bulamamışlar.<br />
Bu sefer dev yemekten sonra altın bir harp çıkarmış ortaya. “Söyle!” diye emretmiş ve harp ninniler söyleyip onu uyutmuş. O an delikanlı bu harpı her şeyden çok istediğini anlamış. Horlamakta olan devin dizine tırmanmış, masaya atlamış ve harpı kapmış.<br />
“İmdat!” diye bağırmış harp. Delikanlı, sırtında harp, masadan aşağıya atlamış. Dev peşine takılmış. Delikanlı sihirli fasulyesini yarıladığında harp, “İmdat!” diye bağırmış yine. Dev delikanlının peşinden sırık fasulyesine atlamış.<br />
Delikanlı aşağıya ulaşınca, “Anne! Çabuk bir balta getir,” diye bağırmış. İkisi birlikte sihirli fasulyeyi baltayla kesmeye başlamışlar. Bir süre sonra sihirli fasulyeyle birlikte dev de yere düşmüş ve anında ölmüş.<br />
“Üf!” demiş çocuk. “Az kalsın gidiyorduk!”<br />
O günden sora delikanlıyla annesi zenginler gibi yaşamışlar. Onlar söyledikçe tavuk altın yumurta yumurtluyormuş. İnsanlar altın harpı dinlemek için onlara para ödüyorlarmış. Delikanlının güzel bir prensesle evlendiği de söyleniyor. Kim bilir belki de gerçekten evlenmiştir.</p>
<h3  class="related_post_title">Sevdadan Mirc Sohbet chat blog</h3><ul class="related_post"><li>27 Eylül 2008 -- <a href="http://www.sevdadan.com/cocuk-fikralari/maymun-peri.php" title="Maymun Peri">Maymun Peri</a><br /><small>Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde güz...</small></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/masallar/sihirli-fasulye-masali.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

