<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevda Sevdadan Yolu Gecenlerin Mekani &#187; Nedir</title>
	<atom:link href="http://www.sevdadan.com/category/nedir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sevdadan.com</link>
	<description>Sevdadan Sevda Sevgi Sevgiden Sozler Mesajlar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 07:42:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Edebiyat nedir</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/nedir/edebiyat-nedir.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/nedir/edebiyat-nedir.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 20:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[edebi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/edebiyat-nedir.php</guid>
		<description><![CDATA[Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir.
Edebiyatın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir.</p>
<p>Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.</p>
<p>Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.</p>
<p>Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır. Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler.  İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır.</p>
<p>Şair cümle kurmaz, bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle, güzel, unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır.  Şair, dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk, ses, hacim gibi onları şeyleştirir, kırar, bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.</p>
<p>Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler, deyişler, tılsımlı biçimler haline getirilmesi, bunların sihir ve büyü alanında kullanılması, unutulmayan, ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi, şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki, yazı şöyle dursun, tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği, insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki, edebiyat, dilden önce idi.</p>
<p>Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir. Sanat dışı konularda (politika, hukuk, mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler, edebiyata yakın, destanî, güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/nedir/edebiyat-nedir.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duygudurum bozukluğu nedir</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/nedir/duygudurum-bozuklugu-nedir.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/nedir/duygudurum-bozuklugu-nedir.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 08:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/?p=597</guid>
		<description><![CDATA[Duygudurum bozukluğu nedir sorusunu yanıtlamadan önce, duyguların nasıl oluştuğu konusunda bilgi edinelim.
Her birey yaşamda mutsuzluk yaratacak bir olay karşısında üzüntü, keder ve endişe hisseder. Birey hissettiği duyguları içinde tutabilir, davranışlarıyla, sözleriyle dışındaki dünyaya yansıtabilir; bu doğal bir durumdur. Veya ona mutluluk veren bir olay karşısında sevinç, neşe, coşku, heyecan hissedecek, ya bu duygularını içinde tutacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Duygudurum bozukluğu nedir sorusunu yanıtlamadan önce, duyguların nasıl oluştuğu konusunda bilgi edinelim.</p>
<p>Her birey yaşamda mutsuzluk yaratacak bir olay karşısında üzüntü, keder ve endişe hisseder. Birey hissettiği duyguları içinde tutabilir, davranışlarıyla, sözleriyle dışındaki dünyaya yansıtabilir; bu doğal bir durumdur. Veya ona mutluluk veren bir olay karşısında sevinç, neşe, coşku, heyecan hissedecek, ya bu duygularını içinde tutacak ya da davranışlarıyla ve sözleriyle dış dünyaya yansıtacaktır. Bu normal durum ne zaman patalojik olarak kabul edilmelidir ?</p>
<p>Yaşamda karşılaşılan olaylara verilen tepkiler kişiden kişiye, topluma, kültüre, sosyal statüye, kişinin içinde olduğu zaman dilimine göre değişecektir. Özetle bir olay karşısında, kişinin o olaya yüklediği anlam, kişiden kişiye göre değişir. Nedeni bilişsel değerlendirmenin kişiden kişiye farklı oluşundandır.</p>
<p>Bilişsel değerlendirme, yani bir olaya birey tarafından yüklenen anlam, şöyle belirlenir: Kişinin genetik yapısı (esnekliği, hoşgörüsü ve katılığı) + yetiştiği aile içindeki anne baba öğretileri + kardeş ilişkileri + büyükbaba büyükanne arketipleri (uzak geçmişten getirilen gelenek ve görenekler) + yetiştiği sosyal çevre, kültür, okuduğu okullar, öğretmenlerin aktardıkları ve arkadaşlar.</p>
<p>Bir örnek verirsek;</p>
<p>OLAY : Bir adam parkta yürürken yanındaki tartıştığı arkadaşına tokat atıyor. Bu olayı 7 kişinin gördüğünü varsayalım ve bu 7 kişinin tek tek olaya yüklediği anlamlara bakalım.</p>
<p>1. KİŞİ</p>
<p>İNANÇ : Kimse kimsenin canını yakmamalıdır.<br />
DÜŞÜNCE : Şimdi bu adama gösteririm.<br />
DAVRANIŞ : Fiziksel ve sözsel saldırı.<br />
DUYGU : Öfke.</p>
<p>2. KİŞİ</p>
<p>İNANÇ : Kötü insanlar cezalandırılmalıdır. Tokadı haketmiştir.<br />
DÜŞÜNCE : Tokadı yediğine göre kötü biridir.<br />
DAVRANIŞ : Gülümseme.<br />
DUYGU : Tatmin duygusu.</p>
<p>3. KİŞİ</p>
<p>İNANÇ : Bu adam tehlikeli.<br />
DÜŞÜNCE : Ya bana da vurursa ? Buradan gideyim.<br />
DAVRANIŞ : Kaçma.<br />
DUYGU : Korku.</p>
<p>4. KİŞİ</p>
<p>İNANÇ : Bu adam tehlikeli.<br />
DÜŞÜNCE : Buradan gitmeliyim ama ya etrafdakiler “Bu ne korkak birisi“ derlerse ?<br />
DAVRANIŞ : Duraklama.<br />
DUYGU : Korku, kaygı.</p>
<p>5. KİŞİ</p>
<p>İNANÇ : Yaşamda şiddetle karşılaşmak da var.<br />
DÜŞÜNCE : Ben ne dayak yiyen insanlar gördüm.<br />
DAVRANIŞ : Davranış yok.<br />
DUYGU : Umursamazlık.</p>
<p>6. KİŞİ</p>
<p>İNANÇ : Bu adamın tokat yemesi ve küçük düşmesi ne feci.<br />
DÜŞÜNCE : Ya benimde başıma gelirse ?<br />
DAVRANIŞ : Duraklama.<br />
DUYGU : Üzüntü.</p>
<p>7. KİŞİ</p>
<p>İNANÇ : İnsanların birbirlerine böyle davranmalarına karşıyım.<br />
DÜŞÜNCE : Bu adam bir tokat daha yemeden ona yardım etsem mi ?<br />
DAVRANIŞ : Tedbirli davranma.<br />
DUYGU : Tedirginlik.</p>
<p>Örneğimizde görüldüğü gibi, bir olay karşısındaki duygu, düşünce ve davranışlarımız, inanç kalıplarımızdaki formülasyona göre belirlenmektedir.</p>
<p>Tüm bu bilgilerin ışığında neyin normal, neyin normal olmayan (patalojik) duygu, düşünce ve davranış olduğunu söylemek zordur. Aynı stres verici olayı yaşayanlardan bir kişi (örneğin işten çıkarma) depresyona girebiliyorken, diğer bir kişi “İyi oldu. Bu iş bana hiç uygun değildi“ diye düşünebilirler. 17 Ağustos depremini yaşadığımızda bazı insanlar çok korkup, parklar ve arabalarda sabahlarken, bazı insanlar “Birşey olmaz“ inancı ile evlerinde kalmışlardır. Hangi davranışın normal olduğunu söyleyemeyiz.</p>
<p>Bu durumda normal ve normal olmayan davranışı ya da tüm psikolojik ve psikiyatrik bozukluklar için normal olmayan patolojiklik sınırın tanımı olarak şöyle bir ölçüt kullanabiliriz : İş, aile ve sosyal yaşamı bozuyor olması. Yeni psikolojik akımlar bu görüşü benimsemişlerdir. Örneğin alkol kullanımı (miktarını ölçmeden) iş, aile ve sosyal yaşamı ve bireyin kendisine bakımını bozuyorsa, patalojik değilse, normal sosyal içki olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Birey yaşam olaylarında, bir uçta çöküntü, diğer uçta manik davranış olarak tanımlanan, aşırı neşe, aşırı herşeye gücü yeterlilik (infantil omnipotance), uçuşma (abartılı duygularla kendini ortaya koyma) davranışları arasında dalgalanmalar yaşayabilir. Bireyin bireysel bakımı, aile, iş ve sosyal yaşamı olumsuz olarak etkilenmiyorsa, durum normal olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Bazıları istatistiksel normları normal kabul ederler. Yani “Bir toplumun ortalama çizgisine uyanlar normaldir“ şeklinde tanımlamalar yapılagelmiştir. Bu durumda birbiriyle anlaşamayan bir çift, toplumun normal çizgisi boşanmaya karşıysa boşanmamalı mıdır ? Toplumun ortalama çizgisi normaldir diye bir tanımlama olamaz. Normal ve sağlıklı davranışların ölçütü bu nedenle bireyin kendisi olmalıdır. Bireyin kendi normali, yani “ben normal mi davranıyorum ?“ sorusunu kendine sorduğu noktada, o zamana dek olan duygu, düşünce ve davranışlarında bir sapma varsa ve bu sapmadan bir mutsuzluk, hoşnut olmama söz konusu ise, pataloji aramanın başlangıç noktası olarak buradan hareket edilebilir. Bu sapma bireyin kişisel bakımını, aile, iş ve sosyal yaşamını bozdu ise, birey bu durumdan şikayet edeceği bir noktaya ilerlemişse ve şiddeti, süresi, niteliği bir hastalık tanımına doğru gidiyorsa, patalojik ve normal olmayan durum olarak kabul edilebilir.</p>
<p>Duygudurum Bozukluğu’na geri dönersek, bireyin olaylar karşısında kendini hissettiği duygu durumu, aşırı kedere, çöküntüye, karamsarlık, zevk ve ilgi yitimi, suçluluk duyma, intihar eğilimi, durgunluk, suskunluk gibi depresyona kaymaya veya aşırı neşe, hareket, enerji, coşku ve konuşma artısı gibi maniye kaymışsa, ve bu iki uç arasında birey gidip geliyor ve patolojik bir durum, bir hastalık oluşuyorsa, bu duruma “Duygudurum Bozuklukları“ adı verilir. Bazen bedensel, organik, fizyolojik bir hastalığa bağlı olarak oluşabildiği gibi ( Tiroid ), bazen organik bir belirti olmaksızın psikiyatrik ve psikolojik bir nedene bağlı olarak da ortaya çıkabilir.</p>
<p>DSM 4 Duygudurum Bozukluklarını :</p>
<p>1- Depresif Bozukluklar<br />
2- İki Uçlu Bozukluklar (Mani) &#8211; Depresyon<br />
3- Diğer Duygudurum Bozuklukları şeklinde üçe ayırmıştır.</p>
<p>1- DEPRESİF BOZUKLUKLAR</p>
<p>DSM 4 Depresif Bozuklukları :</p>
<p>1.1- Majör (Büyük) Depresif Bozukluk<br />
1.2- Distimik Bozukluk<br />
1.3- Başka Türlü Adlandırılamayan Depresif Bozukluk, olarak tanımlamıştır.</p>
<p>1.1- MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK</p>
<p>Toplumumuzda % 10 – 25 arası kadınlarda, % 5 – 15 arası erkeklerde görülür. Biyolojik olarak “Serotonin“ isimli hormonun eksikliğinin bireyde depresyona zemin hazırladığı bulunmuştur.</p>
<p>Psikososyal etkenler arasında 10 – 11 yaşından önce anne ve babayı kaybetme, yaşamda partner kaybı en önemli etkenler arasında sayılır. Psikanalitik kuram yetişkin yaşamda , kayıp veya kayıp tehditleri, sevgisiz kalma, ilgiden yoksunluk gibi durumların depresyonu oluşturduğunu açıklar.</p>
<p>Nesne ilişkileri kuramı, depresyonun , bebeğin her ihtiyacına cevap veren ve bebeğin iyi anne olarak gördüğü anne imajı (iyi nesne) ile, bebeğin her ihtiyacına anında cevap veremeyen, engelleyen ve bebeğin kötü anne olarak gördüğü (kötü nesne) imajlarını bir bütün, tek bir anne, bütün nesne olarak birleştirip bütünleyemediği için oluştuğunu söylemiştir.</p>
<p>Nesne İlişkileri Kuramcısı Melanie Klein, depresyon oluşumu, depresyona yatkınlıkla ilgili çalışmalar yapan ve yayınlayan ilk analisttir. Bebeğin onu sevip destekleyen, cevap veren iyi anne imajı ile, her istediğini yapmasını engelleyen, durduran kötü anne imajını birleştirip tutarlı bir biçimde sağlam “içselleşmiş iyi anne“ “Bütün nesne“ oluşturmasının yetişkin yaşamında depresyona uğramamasında önemli bir etken olduğu görüşünü ortaya koymuştur. Klein bireyin “infantil depresif durumu“ aşamayarak, yetişkinlikte depresif durum yaşadığı görüşündedir.</p>
<p>Diğer bir görüş ise, depresyonla içe yönelmiş agresyonun (sıkıntı, endişe, kaygı, irite durumla saldırganlık birikimi) bir ilişkisi yoktur. Depresyon gerçeklikle, hayal edilenler arasındaki gerginlikten kaynaklanmaktadır. Bibring’e göre :</p>
<p>1- Değerli ve sevilen biri olmak<br />
2- Güçlü ve üstün olmak<br />
3- Seven ve iyi biri olmak</p>
<p>Bu alanlar bireyin kendisinden beklentilerinin olduğu alanlardır. Eğer bu alanlarda gerçek veya algı olarak birey kendini yeterli hissetmiyorsa, depresyon meydana gelebilir. Depresyonda kişi kendini güçsüz ve çaresiz hissederek, çözüm üretemez. Benlik saygısının düşmesi kişide depresyonu tetiklemektedir.</p>
<p>KLİNİK ÖZELLİKLER</p>
<p>Depresyonda kişinin daha önce zevk aldığı etkinliklerden zevk alamaması ve ilgi kaybı anahtar iki bulgudur. Değersiz hissetme, utanma, hüzünlü hal, melankolik bir tutumla oluşur. Herhangi bir üzülecek olay karşısında üzülmekten daha farklı hissediş biçimi vardır.</p>
<p>Bazen kişi depresyonda olduğunun farkında olmayabilir. Yaşamdan geriye çekilme “Artık canım hiçbir şey yapmak istemiyor“ olarak tanımlanabilir. Gittikçe öz bakım, aile, okul veya iş yaşamında başarısızlığa neden oluşturacak istek ve enerji azlığı oluşmaya başlar. % 80 uyku sorunu vardır ( Bakınız Uyku Bozuklukları &#8211; İnsomnia ). Gece sık sık uyanırlar, iştah azlığı veya artması, kilo alma veya verme, cinsel istek azalması, adet bozuklukları görülebilir.<br />
Anksiyete, sıkıntı, endişe, kaygı, panik ataklar, alkol alma, başağrıları, kabızlık ağrıları, sızılarla ortaya çıkan depresyonda bazen fiziksel ve organik bozukluklar aranabilir.</p>
<p>Bazen “Maskeli Depresyon“ olarak tanımlanan, bireyin canının sıkkın, isteksiz, huzursuz, irite, seslere karşı duyarlılık kazanmış, kıpırtılı bir hal içinde günlük sorumluluklarını yerine getirdiği görülebilir. Daha çok sosyal yaşamdan kaçınmak için kendi mantığına göre geçerli nedenler bulur ve etkinliklere katılmaz. Bu daha sinsi bir ilerleyiştir.</p>
<p>1999 Trabzon Psikiyatri Kongresi’nde her 4 kişiden birinin depresyon geçirdiği açıklanmıştır – Editör – ( Bakınız Depresyon)</p>
<p>Depresyondaki kişilerin % 10 – 15’i intihar girişiminde bulunabilir. Genelde düzelmeye başladıkları bir noktada yeterli güce sahip olarak intiharla ilgili tasarılar yapıp uygulamaya geçebilecekleri dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Erkekler depresyonda kadınlara göre 2 kat daha fazla, ağlayamadıklarından yakınırlar. Bu durumda kendine yönelik öfke bir organda belirti verebilir (mide ağrısı, baş ağrısı, sızılar v.b.)</p>
<p>Majör Depresif Bozuklukta görülen belirtiler, en sık görülen belirtilerdir.</p>
<p>1- İlgi kaybı.<br />
2- Enerji kaybı – Bitkin ve yorgun hissetme, libido azalması.<br />
3- Uyku Bozukluğu ( Az ya da çok uyuma, sık sık uyanarak tuvalete gitme).<br />
4- Yemek yeme alışkanlığının değişmesi.<br />
5- Bedensel ağrılar, sızılar (Organik bir bulgu olmaksızın).<br />
6- Konuşmada, hareketlerde ve düşünmede yavaşlama.<br />
7- Ajite olmak (Huzursuzluk, irite hal).<br />
8- Değersizlik duyguları (Kendini beğenmeme, eleştirme, utanma).<br />
9- Suçluluk duyguları, kendini veya başkalarını suçlama.<br />
10-Bir konu üzerinde yoğunlaşamama, dikkatin dağınık olması.<br />
11-Üzüntülü hissetme, karamsarlık.<br />
12-Çaresiz hissetme (Çözümler üretme yetisinin azalması).<br />
13-Anksiyetenin artması.<br />
14-Karar vermede güçlük çekme.<br />
15-Hiçbir zaman düzelemeyecekmiş gibi hissetme.<br />
16-Etkinliklere başlayabilmede güçlük çekmek.<br />
17-Ağlayamama ya da çok çabuk ağlama.<br />
18-Fobilerin ortaya çıkması (Deniz, asansör korkusu, vb. )<br />
19-Duygularını gösterememe.<br />
20-Cinsel istekte azalma veya depresyondan kaçınmak için aşırı cinsel eylemde bulunma ihtiyacı.<br />
21-İntiharla ilgili düşünceler, tasarılar ve bunlarla ilgili konuşmalar.<br />
22-İntihar düşünceleri olmadan ölme isteği (Ölsem de kurtulsam, artık herşeyi yaşadım, hayat hep aynı, herşey monoton )<br />
23-Depresyonla ortaya çıkan takıntılar (obsesyon). Sürekli elektrikleri kontrol etme, hırsız girecekmiş gibi düşünceler.<br />
24-Hezeyan atakları.<br />
25-Kişiliğin çözülmesi. 2 ayda 2 – 3 farklı insanmış gibi kendini hissetme.</p>
<p>Her zaman, her kişide majör depresif bozukluk görülmeyebilir.</p>
<p>Hangi belirtisinin hangi kişide görüleceği yine o kişinin dinamikleriyle ilgilidir ve araştırılması gerekir.</p>
<p>DSM 4 :</p>
<p>1- İlgi kaybı, yaşamdan geriye çekilme.<br />
2- Enerji kaybı. Bitkin ve yorgun hissetme.<br />
3- Suçluluk duyguları.<br />
4- Uyku ve Yemek Yeme Bozuklukları.<br />
5- Etkinliklerden zevk alamama.<br />
6- İntihar düşünceleri.<br />
Bu belirtileri olan kişilerin “Depresyon“ tanımı alabileceği açıklanmıştır.</p>
<p>DSM 4, Majör Depresif Bozukluğu, 3 alanda toplamıştır :</p>
<p>1.1.1- Emosyonel (Duygusal) alanda.<br />
1- Depresif duygudurumu<br />
2- Hiçbir şeyden zevk alamama</p>
<p>1.1.2- Vejetatif alanda<br />
1- İştahta değişiklik.<br />
2- Uyku Bozuklukları<br />
3- Yorgunluk &#8211; bitkinlik<br />
4- Hareketlerde yavaşlama, donuklaşma.</p>
<p>1.1.3- Kognitif (Bilişsel)alanda :<br />
1- Suçluluk ve değersizlik düşünceleri<br />
2- Konsantrasyon güçlüğü<br />
3- Ölüm ve intihar düşünceleri</p>
<p>Depresyonda kişilerde bilinç bozukluğu görülmez. Unutkanlık, dikkat ve dikkati bir konuda yoğunlaştıramadığı için görülebilir. Dalgın da olabilirler. Zihin berrak değildir, karmakarışıktır. Gazete okuyamama, televizyon izleyememe sıklıkla görülür ve en geç ortadan kalkan belirtilerdir.</p>
<p>MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUKTA DÜŞÜNCE, DUYGU VE DAVRANIŞ</p>
<p>DÜŞÜNCELER</p>
<p>Düşüncelerde yavaşlama, sesin alçalması ve hafiflemesi, geç cevap verme, konuşma azlığı yanında ölüm ve kötü haber bekleme gibi konularda konuşurlar. Olumsuz düşünceler, tek bir olaydan genelleme yapma ( Bir komşusu sabah günaydın dememişse “Kimse beni sevmiyor“ diye düşünmek ). Ufak aksilikleri büyütme, hiçbir şeyin değişmeyeceği inancı, umutsuzluk içinde olma düşünceleri ile yüklüdürler. Düşünce içerikleri kendini eleştirme, geçmişteki başarısızlıklar, kendine güvensizlik, sorumluluk almaktan kaçınma üzerinde yoğunlaşmıştır.</p>
<p>Hiçbir şeyi haketmediklerine dair düşüncelerle iyileşmek istemeyebilirler.<br />
Depresyona eğilimli kişiler genelde hem kendilerine, hem de başkalarına karşı katı, mükemmellik beklentileri içinde olan bireylerdir. Yaşamı tek boyutlu ve siyah-beyaz gören bir inanç sistemleri vardır. Ya hep, ya hiç düşünce sistemlerini şöyle örnekleyebiliriz :</p>
<p>1- Yaptığım işin bir değer taşıması için mükemmel olması gerekir.<br />
2- Mutlu olabilmek için yaptığım bu işte başarılı olmalıyım.<br />
3- Hata yaparsam bu benim yetersiz, beceriksiz olduğumu gösterir.<br />
4- Sensiz yaşayamam.<br />
5- Benimle aynı fikirde olunmazsa bu benim sevilmediğimi gösterir.<br />
6- Bir insan olarak değerimin göstergesi, başkalarının benim hakkımda düşünceleridir.<br />
7- Birine kızdıysam, artık onu sevemem.<br />
8- Birini sevmek demek ona hiç kızamamak demektir.<br />
9- Birinden birşey istersem ona bağımlı kalırım.</p>
<p>RET (Rasyonel Emotif Terapi) terapist Beck, depresif kişilerde üç alanda hataların ortaya çıktığını söylemiştir.<br />
1- Kendi benliğine<br />
2- Geleceğine<br />
3- Dünyaya karşı olumsuz bakış açısında</p>
<p>Bunları üçlü (triad) yakınma olarak sınıflamıştır.</p>
<p>Depresyona özellikle yaşlı hastalarda % 25 hipokondriazis (Hastalık hastalığı) eşlik eder. Tedaviye en dirençli kabul edilen hasta grubudur. Sürekli yakınan, sızlanan ve geçmek bilmeyen ağrılarından şikayet eden kişilerdir. Ağrı genelde baş, göğüs, karın, omuz, sırt ağrıları şeklinde görülür. Omuz ve sırtta görülen uzun süreli ağrılar, inatçı bir somatizasyondur. Diz ağrıları eklem yerlerinde sızlamalar, kramp, bulantı ve kusma, hazımsızlık, gaz şikayetleri, kabızlık, mide yanması, görme bulanıklığı, depresyonun farkedilmeyerek bir organda somatize olmasıyla oluşabilir.<br />
Kuruntular, iyi anne baba, eş, evlat olamama, sürekli gelecekle ilgili karamsar düşünceler (işsiz kalma, parasız kalma endişeleri), ileriye yönelik gereksiz bir para biriktirme endişesi ile para harcadığında kendini suçlama düşünceleri geliştirirler. Psikolojik kuramlar sürekli tekrarlanan bu karamsar ve mutsuz düşünceleri “Geviş getirme“ şeklinde tanımlamışlardır.</p>
<p>DUYGULAR</p>
<p>Kararsizlik nedeniyle çaresizlik ve bağımlı hissetme, acı duyma, üzüntülü hal tüm depresyonlarda ortak bir belirtidir. Ailelerine, sevdiklerine, hobilerine karşı duygusal bağları gittikçe azalmaya başlayabilir. Boşluk duygusu ve anlamsızlık daha geniş yer tutar. Zevk alınan etkinlikler azalarak, yük gibi hissedilmeye başlanır. Genel bir isteksizlik ve ilgisizlik, tepkisizlik, zamanın zor geçmesi, cinsel etkinliğe karşı duyarsızlık görülebilir. Bencillik başlar. Diğer insanların duygu ve düşünceleri ile ilgilenmezler. Yalnız kalmayı isterler ama gittikçe çocuklaştıkları için kendilerine bakım verenlere bağımlılıkları vardır (Regresif Bağımlılık).</p>
<p>Bu hastaların yaklaşık yarısı depresif duyguları inkar ederler (Maskeli Depresyon ya da Gülümseyen Depresyon). Genelde aile ve iş arkadaşları tarafından kendilerinde yaşamdan geriye çekilme, düşmanca duygular farkedilirse tedaviye getirilirler.</p>
<p>Bir gün içinde duygudurumları değişiklik gösterir. Bazıları sabahları çok kötü hissedip akşama doğru daha iyi hissedebilirken, bazen de tersi görülebilir.</p>
<p>DAVRANIŞ</p>
<p>Depresyonun başlaması ile fiziksel etkinlikler azalır. Hasta çok alçak sesle ve monoton konuşmaya başlar. Her davranış için aşırı bir çaba gösteriyor gibidir. Bazen ileri derecede hareketsizlik, yemek yememek, tırnak yeme, el oğuşturma, saç teli koparma, masaya parmaları ile ritmik bir şekilde vurma veya bir şeyle sürekli oynama, bacakları sallama, ileri geri sallanma hareketi, çok sigara içme, aşağı yukarı gezinme görülebilir.</p>
<p>Bu hastalar zamanla bağımlı, hareketsiz ve çaresiz hale gelebilirler ve yardım görürler. Ancak yardımı reddedebilirler; çünkü hem kendilerini güvensiz hissederler, hem de başkalarına muhtaç olmaktan ötürü kendilerini aşağılanmış hissederler. Destek aldıkları, kendilerine bakım veren kişilere karşı, kendi çaresizliklerini hatırlattığı için düşmanca duygular beslerler. Reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık kazanmışlardır.</p>
<p>Depresyonda birey kişilerarası ilişkilerinde güçlükler yaşamaya başladığı için, çözüm üretme yetisi de azalmıştır. Yetersizlik duyguları nedeniyle başkalarıyla iletişime girmekten kaçınarak uzak durur. Bu da yalnızlık ve reddedilme duygularının artmasına neden olur. Hasta hem ilişkiye girmek ister, hem de terkederek kendisine zarar verecek ilişkilerden uzak durmaya çalışarak bir kısır döngünün içine girer. İnsanlardan veya yakınlarından yüzeysel olarak uzak, çekingen durur ve düşmanca davranabilir. Kronik depresyondaki kişilerde kaza geçirmeye yatkınlık gibi kendine zarar verici davranışlar da görülebilir.</p>
<p>Sigaranın aşırı tüketimi, alkol kullanımının artması, depresyonun başlangıç noktası olabildiği gibi, depresyona giren kişilerde alınan alkolün azalması da görülebilir.</p>
<p>Depresyon tedavi edilmez ve uzun süreli (kronik) bir hale dönüşürse, birey hiç istemediği, sevilmediği, aşağılandığı gibi duygulara kapılarak, kendisine destek ve bakım veren kimselere karşı suçlayıcı ve düşmanca davranarak, uzaklaşabilir. Evlilik yaşamını, işini ve yakınlarını terkedebilir. Cinsel isteksizlik nedeniyle, erkeklerde cinsel yönden uyarılma , erotize olma güçlüğü (empotans), erken boşalma görülür. Bu da hastanın daha fazla yetersizlik hissetmesine neden oluşturur ve hasta partnerinden uzaklaşır. Kadınlarda cinsel ilgi ve istek olmadan cinsel yaşam sürdürülebilir. Regl (adet) kanamaları düzensizlik gösterebilir.</p>
<p>MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK</p>
<p>GİDİŞ VE TEDAVİ</p>
<p>GİDİŞ</p>
<p>Her yaşta başlayabilen ama çoğu kez 20’li yaşların ortalarında görülen Majör Depresyon tedavi edilmezse, 6 ay ve daha uzun sürebilir. Kimi belirtiler (semtomlar) aylar ya da yıllarca sürebilir.</p>
<p>Majör Depresif Bozukluk boşanma, iş kaybı, aileden sevilen birinin ölümü gibi nedenler sonrası ortaya çıkar. Alkol, uyuşturucu madde kullanımı da ortaya çıkmasını kolaylaştırır.</p>
<p>Ağır Majör depresif bozukluk geçirenlerden yaklaşık %15’inin intihar ettiği belirtilmiştir.</p>
<p>Majör Depresif Bozukluk öncesinde “Distimik Bozukluk” (Bakınız Distimik Bozukluk) görülebilir. Organik bir hastalığa bağlı olarak ve Borderline, Obsesif-Kompulsif Bozukluk, Anorexia Nervoza, Bulimia Nervoza gibi bozukluklardan da sıklıkla ortaya çıkabilir.</p>
<p>TEDAVİ</p>
<p>Tedavi Psikoterapi ve ilaç tedavisi ile birliktedir. Destekleyici Psikoterapi ve Dinamik Psikoterapi’den yarar sağlanır.</p>
<p>İlaç tedavisinde Antidepresanlar yüksek oranda yarar sağlarlar ve hastalığın iyileşme sürecinin kısaldığı bildirilmiştir. ( 1999 Trabzon Kongresi – Editör)</p>
<p>1.2- DİSTİMİK BOZUKLUK</p>
<p>Distimik Bozukluğun başlıca özelliği, en az 2 yıl, hemen her gün, yaklaşık gün boyunca süren, kronik depresif bir duygudurumun varlığıdır. Bu insanlar kendilerini kederli ya da hüzünlü olarak tanımlarlar. Çocuklarda irrite hal ile ortaya çıkabilir. Bir yıl sürmesi durumunda bu tanıyı alabilir (DSM IV). İştahsızlık veya aşırı yemek yeme, uykusuzluk ya da aşırı uyku uyuma, enerjinin düşük olması, yorgunluk, benlik saygısının düşmesi, düşünceleri yoğunlaştıramama, umutsuzluk duyguları ve karar vermede güçlük çekme görülür. Bu kişiler sürekli kendilerini eleştirirler ve ilgileri azalır. Kendilerini yetersiz bulurlar, çekici hissetmezler. Bu depresif durum bir parçaları olduğu için de, sorulmadıkça yakınmazlar; çünkü hep böyledirler.</p>
<p>İki yıl içinde ( çocuklar ve ergenler için 1 yıl ) iyi hissedilen ara dönemler, 2 aydan daha uzun sürmez.<br />
Depresif durum toplumsal ve mesleki alanda, üretkenlikte sıkıntıya neden olur.</p>
<p>Distimik bozuklukta en sık yetersizlik duyguları, genel bir ilgi kaybı ve hiçbir şeyden zevk alamama, toplumdan uzaklaşma, suçluluk duyguları ya da geçmişle ilgili düşüncelere dalmalar, yaşam etkinliklerinde ve üretkenliğinde azalma, etkin olamama görülür; ayrıca hızlı göz hareketleri vardır.</p>
<p>Ailelerinde Majör Depresif Bozukluk olanlarda daha sık görülür.</p>
<p>Çocuklarda her iki cinste eşit görülür. Çoğu kez okul başarısında ve toplumsal etkinliklerde bozulmalara neden olur. Bu çocuklar irrite, ters, huysuz ve “asabi” dirler. Benlik saygıları ve toplumsal becerileri düşüktür; karamsardırlar. Kadınlarda erkeklerden 2 – 3 kat fazla görülür. Sıklıkla Kişilik Bozukluğu’yla birlikte görülebilir. İlaç tedavisinde anti-depresanlardan yararlanılır.</p>
<p>2. İKİ UÇLU BOZUKLUKLAR &#8211; MANİ &#8211; DEPRESYON</p>
<p>MANİK EPİZOD (UÇUŞMA – YÜKSELME)</p>
<p>Kişide, normal kendilik çizgisi dışında, olağanüstü kendini çok iyi hissetme, neşe, coşku, keyifli hal, taşkınlık ile ortaya çıkar. Birey herşeye kahkahalarla gülmeye, şarkılar söylemeye, içi içine sığmaz bir heyecan duymaya, neşesinden mutluluğundan sözetmeye başlar. Çabuk sinirlenme, irite hal, aşırı bir taşkınlık, kızgınlık, öfke, saldırganlık görülebilir. Bir üstünlük duygusu ile diğer insanlara saygısızca davranma, eşyalara zarar verme, vurup kırmalar, küfürlü konuşma görülür. Coşku, heyecan ile kısa süren üzüntülü hal ve ağlama arasında dalgalanan bir duygudurumu gösterir. Aşırı kendine güvenme ve büyük görme, çocuksu bir “herşeye gücü yeterlilik” hissetme ile kendini sergileyen davranışlar ortaya çıkar. Sosyal mesafeleri umursamayan bir rahatlık, girişkenlik içindedir. Sürekli heyecan içinde yeni projeler üreterek, durmadan konuşur. Yeni alanlara ilgi ve istek duymaya başlar. Metafizik ve Felsefe içeren konulara doğru kayabilir.</p>
<p>Konuşma hızlanmıştır. Bir konuyu anlatırken çağrışımları çok hızlandığı için düşünceden düşünceye sıçrar. Ana konu kaybolur. Örneğin bir tekneden bahsedilirken, bir tekne seyahatinden konuşmaya başlayarak, Amerika’nın keşfi, Kristof Kolomb, oradan iletişim ağına, internet üzerinden çeşitli projelere geçebilir. Zihninin berraklığından ve tıkır tıkır işleyişinden sözeder. İnce ayrıntıları büyük bir dikkatle görür ve anlatır. Dikkat artmış, her şeye yönelmiş, bellek artmış ve güçlenmiştir. Bir konuya konsantre olup yoğunlaşamaz. Kendine güven aşırı derecede arttığı için riskli davranışlar ortaya çıkar. Kendinin ve diğer insanların yaşamını dikkate almaksızın hızlı araba kullanma, aşırı para harcama ve riskli yatırımlar yapma görülür. İlerleyen boyutta (Psikotik düzeyde) dünyayı kurtaracak kişi (Kurtarıcı peygamber, Atatürk, Başbakan v.s.) olmak gibi Megalomanyak sanılar (hezeyan) ortaya çıkabilir. Veya paranoid (şüpheci) düşünceler; &#8220;Beni izliyorlar, dinleme aygıtları yerleştiriyorlar, düşmanlarım bana komplo kuruyor&#8221; düzeyinde olabilir. İlerleyen kronik (uzun süren) durumda, Psikiyatride “Schneider” belirtisi adı verilen “Bana emir veren ve yöneten sesler duyuyorum” belirtileri ortaya çıkabilir.</p>
<p>Konuşma hızlanmış ve artmıştır. Yüksek sesle, karşısındakini dinlemeden ve söz hakkı vermeden, bu duruma hiç aldırış etmeden konuşur. Çağrışımları çok arttığı için konudan konuya, düşünceden düşünceye sıçrayarak gider. Hareketleri hızlanmış, enerjisi yükselmiş ve hiç tükenmeyecek gibidir. Gece gündüz geç saatlere kadar çalışıp yazılar yazıp, projeler düzenleyip, çizimlerini duvarlara yapıştırabilir. Yerinde duramayıp, aşağı yukarı gezinerek dolaşır. Seyahatlere çıkabilir. O an için zevk verici fakat sonuçları kötü olabilecek ilişkiler, parasını malını sağa sola saçıp, aşırı cömert davranışlar görülür. Alkol ve uyuşturucu kullanmaya başlayabilir. Kendini hiç ilgilendirmeyen başka insanların işlerine karışır, kavgalar çıkarabilir. Uykusu azalmıştır ama uykusuzluktan yakınmaz. Cinsel isteği ve performansı artmıştır.</p>
<p>Amerikan Psikiyatri Birliği, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal el kitabına (DSM IV – 1998) göre, Manik Epizodun ölçütleri şöyledir.</p>
<p>A- Olağandışı ve sürekli, taşkın, kabarmış, irite, ayrı bir duygudurum döneminin olması.</p>
<p>B- Duygudurum Bozukluğu dönemi sırasında aşağıdaki belirtilerin görülmesi</p>
<p>1- Benlik saygısında abartılı bir artış (Aşırı kendine güvenme – güçlü hissetme)<br />
2- Uyku gereksiniminin azalması<br />
3- Her zamankinden daha fazla konuşkan olma ya da konuşmaya tutma.<br />
4- Fikir uçuşmaları (sıçramalar) ve düşüncelerin sanki yansıyor gibi birbiri ardısıra gelmesi yaşantısı.<br />
5- Dikkat dağınıklığı (yani, dikkat önemsiz ya da ilgisiz bir dış uyaranla kolaylıkla dağılabilir)<br />
6- Amaca yönelik etkinlikte artma (toplumsal yönden, işte ya da okulda, cinsel açıdan) ajitasyon.<br />
7- Kötü sonuçlar doğurma olasılığı yüksek, zevk veren etkinliklere aşırı katılma (Örneğin elindeki bütün parayı alışverişe harcama, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma ya da aptalca iş yatırımları yapma)<br />
8- İş yaşamı, sosyal yaşam ve özel ilişkilerde önemli ölçüde bozulma ve durumun başkalarınca gözlemlenmesi.</p>
<p>Bu belirtinin artması ile Hipomani oluşabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/nedir/duygudurum-bozuklugu-nedir.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Absolutizm Nedir</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/nedir/absolutizm-nedir.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/nedir/absolutizm-nedir.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 07:08:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Mutlak hükümet idaresi prensibine verilen ad. Halkın devlet idaresinde ne temsil etmek hakkı, ne oy vermek, ne de başka bir hakkı vardır.
Aralarında farklar olmakla beraber, mutlakiyet idarelerini, Ortaçağ Avrupasın da ve bugünün diktatörlükle yönetilen ülkelerinde görmekteyiz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlak hükümet idaresi prensibine verilen ad. Halkın devlet idaresinde ne temsil etmek hakkı, ne oy vermek, ne de başka bir hakkı vardır.</p>
<p>Aralarında farklar olmakla beraber, mutlakiyet idarelerini, Ortaçağ Avrupasın da ve bugünün diktatörlükle yönetilen ülkelerinde görmekteyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/nedir/absolutizm-nedir.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FiFA 2008-14 Adet Türkiye Stadyumu</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/nedir/fifa-2008-14-adet-turkiye-stadyumu.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/nedir/fifa-2008-14-adet-turkiye-stadyumu.php#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 20:51:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Sami Yen]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Avni Aker]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Evet]]></category>
		<category><![CDATA[Fifa 08]]></category>
		<category><![CDATA[Fifa08]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kamil]]></category>
		<category><![CDATA[Sami]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/?p=615</guid>
		<description><![CDATA[
Stadyumlar:
Ali sami yen stadyumu
Ankara 19 mayıs stadyumu
Gaziantep kamil ocak stadyumu
Avni aker stadyumu
Bursa atatürk stadyumu
Denizli atatürk stadyumu
İnönü stadyumu
Kayseri atatürk stadyumu
Şükrü saraçoğlu stadyumu
Sivas 4 eylül stadyumu
Rize atatürk stadyumu
Manisa 19 mayıs stadyumu
Konya atatürk stadyumu
İzmir atatürk stadyumu (türkiye kupası final maçları bu stadyumda)
Kurulum:
tsl_stadyumlari_fifa08 adlı klasördeki bütün dosya ve klasörleri kopyalayın,
fifa 08 in yüklü oldugu klasöre gidin ve yapıştır deyin,
degiştirilsinmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="post_message_60811"><img src="http://img206.imageshack.us/img206/3383/4861fifa08stadyumso2.jpg" border="0" alt="" /><br />
Stadyumlar:<br />
Ali sami yen stadyumu<br />
Ankara 19 mayıs stadyumu<br />
Gaziantep kamil ocak stadyumu<br />
Avni aker stadyumu<br />
Bursa atatürk stadyumu<br />
Denizli atatürk stadyumu<br />
İnönü stadyumu<br />
Kayseri atatürk stadyumu<br />
Şükrü saraçoğlu stadyumu<br />
Sivas 4 eylül stadyumu<br />
Rize atatürk stadyumu<br />
Manisa 19 mayıs stadyumu<br />
Konya atatürk stadyumu<br />
İzmir atatürk stadyumu (türkiye kupası final maçları bu stadyumda)</p>
<p>Kurulum:</p>
<p>tsl_stadyumlari_fifa08 adlı klasördeki bütün dosya ve klasörleri kopyalayın,<br />
fifa 08 in yüklü oldugu klasöre gidin ve yapıştır deyin,<br />
degiştirilsinmi sorusuna tümüne evet deyin,bu kadar</p>
<p>buyrun indirin,<br />
<a href="http://rapidshare.com/files/60661664/tsl_stadyumlari_fifa08.rar" target="_blank"><span style="color: #22229c;">http://rapidshare.com/files/60661664…ari_fifa08.rar</span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/nedir/fifa-2008-14-adet-turkiye-stadyumu.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aristokrasi Nedir</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/nedir/aristokrasi-nedir.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/nedir/aristokrasi-nedir.php#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 07:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/?p=581</guid>
		<description><![CDATA[Sınıf farkı güden memleketlerde, soylu sayılan sınıfın idaresi. Yunanca bir kelime olan Aristokrasi (Aristocratie), en iyinin saltanatı anlamına gelir. Türlü zamanlarda, birçok bilginler tarafından çeşitli tarifleri yapılmıştır.
Yunan felsefesinde aristokrasi, hükümetin, insan olgunluğu ülküsüne en çok yaklaşan kimseler tarafından idare edilmesi, kafaca ve ahlâkça üstün olanların saltanatı demektir. Bir doktor nasıl hastalarının iyiliği için çalışırsa, aristokratlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sınıf farkı güden memleketlerde, soylu sayılan sınıfın idaresi. Yunanca bir kelime olan Aristokrasi (Aristocratie), en iyinin saltanatı anlamına gelir. Türlü zamanlarda, birçok bilginler tarafından çeşitli tarifleri yapılmıştır.</p>
<p>Yunan felsefesinde aristokrasi, hükümetin, insan olgunluğu ülküsüne en çok yaklaşan kimseler tarafından idare edilmesi, kafaca ve ahlâkça üstün olanların saltanatı demektir. Bir doktor nasıl hastalarının iyiliği için çalışırsa, aristokratlar da, idare ettikleri toplumun yararları için çalışırlar.</p>
<p>Aristokrasi; içine kolay girilemeyen kapalı bir müessesedir. Yabancıların içine girmesine izin verildikçe, asıl bünyesinin yapısını yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Zamanla, bu zümrenin bütün politik haklarında bir kaybolma görülüyor.</p>
<p>Eski Roma`daki ve Fransa`daki aristokrasi, bu sebeplerle ortadan kalkmıştır.</p>
<p>Aristokrasi, ilkel monarşiden başlayarak yavaş yavaş gelişmiş ve Orta Çağ ile Yakınçağlarda, kralların çevresindeki asilzadeler sınıfı ile son gelişmesine ulaşmıştır. Bugün, aristokrasi idaresinin, bir devlete uzun zaman hâkim olmasına imkân olamaz. Bu bakımdan bu kelime, bugün, siyasî bir anlam taşımaktan çok, sosyal bir anlam kazanmıştır ve asaletin ifade edilmesi için kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/nedir/aristokrasi-nedir.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bulmaca Cozmenin Yararlari</title>
		<link>http://www.sevdadan.com/nedir/bulmaca-cozmenin-yararlari.php</link>
		<comments>http://www.sevdadan.com/nedir/bulmaca-cozmenin-yararlari.php#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 May 2008 20:02:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sevdadan.com/bulmaca-cozmenin-yararlari.php</guid>
		<description><![CDATA[Bulmaca çözmek, kimimiz için çok eğlenceli, kimimiz içinse çekilmez bir uğraşı olarak görünmektedir. Bulmaca bağımlıları olduğu gibi, bulmaca çözenlere aheste aheste bakan insanlar da vardır. :)
İnsanların bulmacaya bakış açıları bu şekilde farklılık gösterse de, bilim adamlarının bu konudaki (bulmacanın yararları) fikirleri sabit ve tek yönlüdür. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, özellikle genç yaşta bolca bulmaca çözerek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bulmaca çözmek, kimimiz için çok eğlenceli, kimimiz içinse çekilmez bir uğraşı olarak görünmektedir. Bulmaca bağımlıları olduğu gibi, bulmaca çözenlere aheste aheste bakan insanlar da vardır. :)</p>
<p>İnsanların bulmacaya bakış açıları bu şekilde farklılık gösterse de, bilim adamlarının bu konudaki (bulmacanın yararları) fikirleri sabit ve tek yönlüdür. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, özellikle genç yaşta bolca bulmaca çözerek, beynimizin çalışma sistemini güçlendirebilir ve aşamalı, sistematik&#8230; düşüncemizi geliştirebiliriz.</p>
<p>Bulmaca</p>
<p>Bulmaca çözmek, muhakkak ki her yaştan insan için yararlı ve güzel bir etkinliktir. Fakat bu etkinliğin yararı daha çok genç yaşlarda kendini göstermektedir. Erinlik dönemiyle ergenlik dönemi arasında ve sonraki kısa dönem içerisinde, gençler bulmacaya yoğunlaşarak beyinsel işlevlerini güçlendirebilirler.</p>
<p>Normal bulmacaların dışında Türkçe dersi konularıyla ilgili hazırlanmış bulmacaları çözmek ise, öğrencinin konuları pekiştirmesini, bilgilerinin kalıcılığını sağlamasını, okuma-yazma becerisini gelştirmesini, bütünsel ve parçalayarak düşünmesini, problem çözme yeteneklerinin artırılmasını, farklı düşünebilmesini&#8230; sağlar.</p>
<p>Yukarıda anlatılanlar ışığında güzel ve yararlı bir etkinlik olduğunu düşündüğümüz bulmacalardan siz de yararlanmak isterseniz, bu yazının hemen sağındaki menüden bulmaca seçimi yaparak, bulmacaları çözebilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sevdadan.com/nedir/bulmaca-cozmenin-yararlari.php/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
