25 Oca
Gönderen: admin in: mIRC
Etiketler: chat » mIRC » mirc chat » mirc download » mirc indir » mirc sohbet » mirc yukle » mrc » muhabbet » sevdadan chat » Sevdadan mirc » sevdadan muhabbet » sevdadan sohbet » SOHBETSevdadan mIRC Sohbet Chat Programini yüklemek için tiklayiniz
mIRC Sohbet chat mirc turkchat muhabbet programi kendi kendini bilgisayarınıza kuran bir program olarak tasarlanmıştır, diğer Internet programlarında olduğu gibi. Öncelikle hangi mIRC yayımını kullanmanız gerektiğini bulmalısınız. mIRC 16 bit ve 32 bit yayımlarıyla bulunmaktadır. 16 bit yayımı eski işletim sistemleri için geçerlidir, mesela Windows 3. 1 yada 3. 11. 32 bit yayımı ise Windows 95, 98, 2000 ve NT için geçerlidir.
16 bit için olan sürümü mircxxs. exe olarak adlandırılmıştır. “s” harfini gördünüz mü? Bu 16 (sixteen)’ı anlatmaktadır. 32 bit için olan ise mircxxt. exe’dir. Buradaki “t” ise 32 (thirty-two)’yu belirtmektedir.
Seçiminizi yaptığınıza göre şimdi download işlemine geçebilirsiniz. Internet Browserınızı çalıştırın ve MircLove.Com adresine bağlanın. Dosyayı harddiskinizde belirlediğiniz ve daha sonra kolayca bulabileceğiniz yere alın. mIRC’yi makinenize indirmek birkaç dakika sürebilir.
Aşılamanın temelindeki ilke,bakteri ve virüs gibi enfeksiyon etkenlerini yada çeşitli zehirli maddeleri belirli işlemlerden geçirdikten sonra kişiye vererek vücudun bu maddelere karşı antikor üretmesini,yani bağışıklık kazanmasını sağlamaktır.
Böylece vücudun,hazırlıklı olduğu hastalık etkenlerinden biriyle karşılaştığında, Önceden, oluşmuş antikorlar sayesinde bu maddelerle savaşması kolaylaşır.
AŞILARIN BİLEŞİMİ
Aşılar ya hastalık etkeni olan mikroorganizmalardanbakteri,virüs vbyada bunların ürettiği zehirlerden yapılır.
Vücuda verilmeden önce çeşitli işlemlerden geçirilen aşının hastalık yapıcı etkisi ortadan kaldırılır. Ama bu işlemler aşının antijen özelliğini ve vücutta antikor oluşturma etkisini engellemez. Başlıca aşı tipleri şunlardır:
Canlı aşılar-Enfeksiyon etkeni mikroorganizma ısıtma,kimyasal işlem gibi çeşitli yöntemlerle zararsız hale getirilerek vücuda verilir.Bazen de enfeksiyon etkenine benzeyen daha zararsız bir mikroorganizma kullanılır. Örneğin,çiçek aşısındainek çiçek hastalığının etkeni,verem aşısında da hastalık yapma gücü zayıflatılmış BCG denen verem basili kullanılır.
Ölü mikropların kullanıldığı aşılar-Örneğin boğmaca ve kolera hastalıklarında bu tip aşılar kullanılır.
Mikropların ürettiği zehirlerianatoksiniçeren aşılar-Bu tip aşılarda formol gibi kimyasal maddeler yada ısı kullanılarak zehrin hastalık yapıcı etkisi yok edilir,ama antikor yapımını uyaran etkisi korunurtetanos aşısı,difteri aşısı vb.
AŞILARIN ETKİ MEKANİZMASI
Canlı aşılarla vücuda giren mikroorganizmalar çoğalmaya başlar,ama bunlar etkisizleştirilmiş olduğundan üremeleri hastalıkla sonuçlanmaz yada ancak çok hafif belirtiler gelişir. Sonuçta gerçek mikropların oluşturduğuna benzer bir bağışıklık ortaya çıkar. Aşılanmadan en erken 2-3 hafta sonra gelişen bu bağışıklık yıllarca sürer.
Ölü aşılar ve anatoksinler hastalık belirtilerine yol açmaz,ama vücutta bunlara karşı antikor üretilir. Gene de tam bir bağışıklık oluşması için aşı dozu birkaç kez yinelenmelidir.
Bunların yarattığı bağışıklık canlı aşılarınki kadar uzun süreli değildir. Yeni doğanlarda ve
Süt çocuklarında bağışıklık sistemi tam olarak olgunlaşmadığından,aşılara yanıt göreceli olarakzayıftır. İlk aşıkarma aşıyaşamın ikinci ayından sonra yapılır. Aşıya en iyi yanıt çocukluk ve ergenlik döneminde alınır. Daha sonra bu etki azalır.
YAN ETKİLERİ
Yan etkiler aşının özelliklerine göre değişir. Canlı aşı yapıldıktan sonra gelişen yan etkiler,gerçek hastalığın hafif bir biçimi gibidir. Örneğin kızamık aşısından sonra hafif ateş ve döküntü ortaya çıkabilir.
Etkisizleştirilmiş maddeler içerenörneğin,ölü bakteri yada virüsler,anatoksinleraşılar ise kızarıklık,aşının uygulandığı yerde şişlik ve ağrı gibi yerel,ateş ve kırıklık gibi genel durumlara yol açabilir.
Aşı komplikasyonları ağır ve hafif olarak ikiye ayrılabilir. Hafif komplikasyonlar aşıdaki çeşitli öğelere karşı gelişen alerji tepkimelerinin deride yol açtığı belirtiler ile aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinde şişkinlikten oluşur.
Ağır komplikasyonlar ise daha az görülür ve anafilaktik şokikinci kez karşılaşılan bir antijene karşı şiddetli alerji tepkisi, çırpınma nöbetleriözellikle çocuklarda boğmaca, kızamık,çiçek gibi aşılardan sonrayada çok ender olarak beyin iltihabı gibi durumlara neden olur.
AŞILAMA YAPILAMAYAN DURUMLARDA
Özellikle canlı aşı uygulamasının sakıncalı olduğu durumlar arasında ateş,ishal,genel bitkinlik,enfeksiyon hastalıkları,kalp hastalıkları,gebelik ve bebeğin erken doğmuş olması olabilir.Kortizon tedavisi görenlere aşı uygulanmaz. Çünkü kortizon bağışıklık sistemini etkileştirerek aşının içindeki maddeye karşı vücudun antikor üretmesini önler.
Kötü huylu tümörü olan hastalara canlı aşı uygulaması yapılmaz. Kanserin etkisiyle baskılanan bağışıklık sistemi nedeniyle ölü aşı ya da anatoksin aşısı da yeterli antikor üretmediğinden yararlı olmaz.
Merkez sinir sistemi hastalığı bulunanlara boğmaca aşısı kesinlikle uygulanmaz. Bu hastalara zayıflatılmış canlı aşılar uygulanırken de çok dikkatli olunmalıdır. Sindirim sistemi hastalığı bulunanlara çocuk felci aşısı uygulanmamalıdır. Alerjik özellikleri olan kişilerde ise yumurta proteini içeren aşıların kullanılması sakıncalıdır. Antihistaminik türü ilaçların koruyuculuğu altında öbür aşılar dikkatli bir biçimde uygulanabilir. Böbrek ya da karaciğer hastalığı bulunanlara BCG aşısı uygulanmamalı,difteri ve tifo aşısı uygularken de çok dikkatli olunmalıdır.
AŞI ÇEŞİTLERİ
ÇOCUK FELCİ AŞISI
Bu aşı ağız yoluyla doğrudan ya da çocuğun direnç göstermemesi için kesme şekere emdirilerek verilebilir.
Aşılama sonucu oluşan antikor düzeylerinde yıllar geçtikçe düşme eğilimi görülmekle birlikte,doğru ve yeterli dozlarda yapılmış aşılama yaşam boyu koruma sağlayabilir.
Sakıncalı durumlar: Bağışıklık sistemi baskılanmış,örneğin ışın tedavisi gören,kortizon ve kanser ilaçları alan kişilerde bağışıklık oluşturma tepkisi zayıfladığından aşı yapılmamalıdır. Aşının dölüt yada gebelik üzerinde olumsuz etkisini gösteren bir kanıt yoktur. Ama önlem olarak gebe kadınlara ve aşıdan sonraki üç ay içinde gebe kalmayı düşünenlere aşı uygulaması önerilmez.
DİFTERİ AŞISI
Difteri günümüzde çok ender görülen bir hastalıktır. Ama hangi yaşta olursa olsun yaşamsal tehlike yaratır. Difteri aşısı boğmaca ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır. Bu aşılama işlemi on yılda bir uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:Bebeğe yapılan ilk aşı önemli bir tepkiye neden olmazken,erişkinlerde aşıya bağlı tepkiler sık görülür. Genellikle aşı yapılan yerde kızarıklık,şişlik ve ender durumlarda ateş görülebilir. Bu belirtiler 2-3 gün içinde kaybolur.
Sakıncalı durumlar:Difteri hastasıyla karşılaşankişiler iki grup altında toplanabilir. Birinci durumda hastayla ilişkiye geçen kişi son difteri aşısını ya da yineleme dozunu en çok 5-6 yıl önce olmuştur. İkinci durumda ise kişi ya hiç aşılanmamıştır ya da son aşılamanın üzerinden uzun yıllar geçmiştir. Difteri aşısı akut dönemindeki ve henüz iyileşmemiş hastalarda,gebelik ve emzirme döneminde,egzama,kurdeşen gibi alerji kökenli deri hastalıklarında uygulanmamalıdır.Kesin olarak uygulanmaması gereken durumlar ise kötü huylu tümör gibi ağır kronik hastalıklar ile şeker hastalığıdır.
TETANOS AŞISI
Tetanos ağır seyreden ve genellikle ölümle sonuçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır. Kırsal kesimlerde de oldukça etkili biçimde sürdürülen zorunlu aşı uygulamasıyla denetim altına alınmıştır. Aşının bağışıklık yapıcı etkisi en az 5 yıl sürer. Bu yüzden yasalarla zorunlu kılınmasa da 5 yılda bir yinelenmelidir. Bu hastalık bazı meslek gruplarında da sıklıkla görülür: Çiftçiler, çobanlar, hayvan yetiştiricileri, çöpçüler, toprak yol yapım, maden , fabrika, sporcular, askerlik hizmetinde bulunanlar…
Tepki ve komplikasyonları: Ender olarak aşı yerinde kızarıklık,şişlik yapabilir. Ama bunlar birkaç gün içinde geçer.
BOĞMACA AŞISI
Boğmaca çok kolay bulaşan,zatürreeye,havale nöbetlerine ve beyin işlevinde bozukluklara yol açabilen ağır bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık en çok çocuklarda görülür ve belirtiler özellikle bu yaşlarda ağırdır. Boğmaca aşısı genellikle difteri ve tetanos aşısıyla birlikte uygulanır.
Tepki ve komplikasyonları:En yaygın komplikasyonları kızarıklık ve şişliktir. Boğmaca aşısına bağlı tepkilerin yaşla birlikte arttığı görülmektedir.
KIZAMIK AŞISI
Yaygın bir çocukluk hastalığı olan kızamık,bazen çok tehlikeli boyutlara varıp kulak enfeksiyonuna,bronşit,zatürree gibi komplikasyonlara neden olabilir. Çocukların büyük bölümü kızamığa okul çağlarında yakalanır. Bu nedenle çocuğun henüz hastalığın bulaşabileceği topluluklara girmeden aşı olması gerekir.Günümüzde kızamık aşısı kızamıkçık ve kabakulak aşısıyla karma olarak uygulanmaktadır.
Tepki ve komplikasyonları: Aşılanan çocukların 6 sında aşıdan 6gün sonra görülen ateş, 5-6 gün kadar sürebilir. Ender olarak kızamık döküntüleri görülebilir.
KABAKULAK AŞISI
Kabakulak,okul çağındaki çocuklarda sık görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle tükürük bezlerini etkiler,ama başka organlarda da enfeksiyona yol açtığı olur. Aşı 90 oranında 10 yıl süreyle yeterli bağışıklık sağlar. Aşı tavuk embriyonundan üretilen kabakulak virüsü kültüründen elde edilir. Bu nedenle yumurtaya karşı alerjisi olduğu bilinenlere uygulanmamalıdır.
KIZAMIKÇIK AŞISI
Kızamıkçık,çocukluk çağının en hafif geçen enfeksiyon hastalıklarından biridir. Genellikle hastalığın farkına bile varılmaz. Kızamıkçık virüsünün en büyük tehlikesi,gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonlarda ortaya çıkar.
Yan etkiler ve komplikasyonları: Kızamıkçık aşısının yan etkileri genellikle hafif ve kısa sürelidir. Ama bazı durumlarda birkaç ay sürebilir. En sık görülen yan etkiler kurdeşen,çeşitli döküntüler,kırıklık,ateş ile boyun ve koltukaltı lenf bezlerinde şişmedir.Bazen erişkin kadınlarda 2-3 gün süren orta şiddetli eklem ağrıları görülebilir.
HEPATİT AŞISI
Virüs kökenli hepatit tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Bugüne değin virüs hepatitine neden olan beşten çok virüs saptanmıştır. Bunlar A,B,C,D ve E tipleridir.
Nasıl yapılır?:Hepatit B aşısı,erişkinlere kolun dış yüzeyinden kas içine,bebeklerdekalçanın üst bölümüne uygulanır. Yeterli bağışıklık sağlamak için ilk dozdan sonraki birinci ve altıncı aylarda aşı yenilenmelidir. Bağışıklık en az 4-5 yıl sürer ve bu süre sonunda aşının yinelenmesi önerilir.
Yan etkiler ve komplikasyonları:En sık görülen yan etkiler aşı yerinde kızarıklık,kaşıntı ve şişliktir. Bunlar çok hafif seyreder ve genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur. Ender olarak ateş,bulantı ve yorgunluk görülebilir. Aşı hepatit B virüsüne karşı tam bir bağışıklık sağlar.
VEREM AŞISI
Son yıllarda Türkiye de görülme sıklığı önemli oranda yükselen verem,dünya ölçeğinde de yaygınbir enfeksiyon hastalığı olma özelliğini korumaktadır.
Nasıl yapılır?:Aşı deri içine verilerek uygulanır. Eskiden ağız yoluyla uygulanmış,ama bağışıklık oluşturacak kadar yüksek miktarda antikor oluşumu sağlamayan bu yöntemden vazgeçilmiştir. Verem aşısı çiçek aşısına benzer biçimde iğneyi deriye birkaç kez batırarak ya da deriyi çizerek uygulanabilir. Verem aşısı çok dikkatli yapılmalıdır. Deri altına değil kesinlikle deri içine uygulanmalıdır. En sık kullanılan bölge kolun dış yüzüdür.
Uygulama bölgesinde 3 hafta sonra birkaç milimetre çapında bir lezyon belirir. Oluşan küçük yara 2-3 ayda geride bir nedbe dokusu bırakarak iyileşir.
Etkisi:BCG aşısı bebekleri 5 yaşına değin 80-90 oranında korur. Bu koruma 10 yaşına değin 80 e erişkinlerde 50 ye düşer. Bazı durumlarda koruma tam değildir. Ama her durumda aşı hastalığın vücuda yayılmasını engeller.
Kimler aşılanır?:Yeni doğanlara ve tüberkülin testi negatif sonuç verenlere aşı uygulaması önerilirken,aşağıda risk gruplarında bulunanlara aşının uygulanması gerekir.
Beş-on yaşlarında,hastalığın yaygın olduğu toplumsal ve ekonomik düzeyi düşük bölgelerde yaşayan ve tüberkülin test sonucu negatif olan kişilerde,
Beş-on beş yaşlarında,aile bireylerinden birinde verem saptanan ya da önceden verem hastalığı geçirmişve tüberkülin testi negatif sonuç veren kişiler,
Sanatoryumda görevli personelin çocukları içinde tüberkülin testi negatif çıkanlar,
Sağlık kuruluşlarında çalışan ve tüberkülin testi negatif olan kişiler,
Tüberkülin testi negatif çıkan tıp öğrencileri,tıp fakültesine kayıt sırasında,
Tüberkülin testi negatif çıkan ve askerlik görevine başlayan kişiler.
Komplikasyonları:Verem aşısından sonra genel bir komplikasyon görülmemiştir.Aşı yanlışlıkla kişinin vereme yakalandığı bir dönemde uygulanırsa,hasatlığın kuluçka süresi kısalır, yerel lezyon hızla yayılır ve ateşle birlikte hastalığın tüm belirtileri ortaya çıkar.Yerel komplikasyonlar aşının uygulandığı bölgedeki lenf bezlerinin büyümesidir. Şişlik 1-2 ayda kaybolur.
ÇİÇEK AŞISI
Dünya Sağlık Örgütü nün 8 Mayıs 1980 deki 33. toplantısında çiçek hastalığının bütün dün yada ortadan kalktığı açıklanmıştır.Elde edilen başarı,bütün dünyada yürütülen çiçek aşısı kampanyalarına bağlıdır.Türkiye de de zorunlu olarak yapılan çiçek aşısı,Dünya Sağlık Örgütü nün açıklamaları doğrultusunda uygulamadan kaldırılmıştır.
27 Eyl
Gönderen: admin in: Nedir
Etiketler: Ali Sami Yen » ankara » Avni Aker » bursa » Denizli » Evet » Fifa 08 » Fifa08 » izmir » Kamil » Sami
Stadyumlar:
Ali sami yen stadyumu
Ankara 19 mayıs stadyumu
Gaziantep kamil ocak stadyumu
Avni aker stadyumu
Bursa atatürk stadyumu
Denizli atatürk stadyumu
İnönü stadyumu
Kayseri atatürk stadyumu
Şükrü saraçoğlu stadyumu
Sivas 4 eylül stadyumu
Rize atatürk stadyumu
Manisa 19 mayıs stadyumu
Konya atatürk stadyumu
İzmir atatürk stadyumu (türkiye kupası final maçları bu stadyumda)
Kurulum:
tsl_stadyumlari_fifa08 adlı klasördeki bütün dosya ve klasörleri kopyalayın,
fifa 08 in yüklü oldugu klasöre gidin ve yapıştır deyin,
degiştirilsinmi sorusuna tümüne evet deyin,bu kadar
buyrun indirin,
http://rapidshare.com/files/60661664…ari_fifa08.rar
BJK-LİVERPOOL MAÇINDAN SONRA İNTERNETTEKİ ESPRİLER:
• Çarşı 8-0′a da karşı!
• Her yıl 6 kasımın Galatasaray (FB: 6 GS :0 ) ile birlikte kutlanması çalışmaları başlatılacaktır.(maç günü tam 6 kasıma denk geldi)
• Beşiktaşın ismi Sekiztaş olarak değiştirilecektir: ‘5iktaş out, 8taş in!’
• 8-0′lık skorlar kulağa garip gelmesin diye kalan tüm Avrupa maçlarına da PAF takım değil hentbol takımı çıkarılacaktır.
• Liverpool maçında oynayan futbolcuların Avrupaya çıkışı ikinci bir emre kadar yasaklanmıştır.
• Pancu ve Bobo nun kaleci olması kararlaştırılmıştır. (Hangisi as hengisi yedek yönetim kurulu toplantısı sonrası açıklanacaktır.)
• Bu arada şampiyonlar liginde 8 gol yiyerek rekor kırılması sebebiyle kulüp binasında tören yapılması bu goleri yiyerek rekora katkı yapan futbolculara şilt ve beratlarının verilmesi kararlaştırılmıştır.
• Maç esnasında kullanılmak üzere Yıldırım Demirören’e de hakemlerde kullanılan telsiz verilmiş olup kendisi tarafından beğenilmeyen pozisyonlara maç içinde anında müdahale hakkı tanınmıştır. Maç Demirören istediği an durdurularak istediği yerden yeniden başlanacaktır.
• Bu maçla ilgili maçtan önce “Beşiktaş Marsilya taktiğiyle oynayacak” diye okumuştum bi yerlerde.. Marsilya tekzip talebinde bulunmuş mudur o gazeteden?
Dışarıdan ışık verme, elektrik akımı geçirmek suretiyle veya kimyasal bir yolla elde edilen enerji, ortamdaki atomlara ulaşır. Bunların bazıları bu enerjiyi emerler. Fazla enerji, atomları kararsız hale getirir. Kendisine bir foton çarpan, uyarılmış ve kararsız atom, fazla enerjiyi foton yayınlayarak verir. Fotonlar, benzer şekilde diğer fotonların yayılmasını sağlar. Uyarmalarla ortamdaki fotonlar daha da artar. Atomların hemen hemen hepsi, foton yaymaya başlayınca kuvvetlenen ışın demeti oluşur
baytavşan,bay ördeğe.`gel benimle çalış ,şimdiye kadar kazandığından daha çok kazanırsın`.DEMİŞ bay ördek de gelirim demiş
böylece bay ördek ,bay tavşan la beraber çalışmış. aradan biraz zaman geçtikten sonra .bay ördek bay tavşana ` biraz alışveriş yapmak istiyorum demiş:lütfen kazandığım pararadan bir kısmını bana ver demiş`
bay tavşan işlerin kötü gittini söleyip sana verecek param yok demiş ama bana sizle çalışırsam kazandığım paranın daha pazla kazancamı sölemiştiniz 10 gün oldu hala maşımı vermediniz istemiyosan sen işten çıkabilirsin yo evdeki annem ve babama kim bakacak hem de evin buzdolabı bom boş bir iyiliik edip te bana biraz para versen ha yemek alayım açlık öleçeğiz nolursun 2 gün geçtikten sonra para varmiş eve yicek bişey alıp mutlu mesut yaşamışlar
. yazan:sinem
yazanın soyadı:türkoğlu
sınıfı:3/c
nosu.:1465
bol bol kitap okuyun çocoklar okumasanın heceleyerek okursunuz ben 10 dk 23 sayfa okuyommm sizde okuyun benim gibi olun
Günün birinde Keloğlan gurbete çıkmaya karar vermiş. Heybesini hazırlamış, anasıyla
helallaşmış, çıkmış yola.
Sırtında torbası, elinde değneğiyle yürümeye başlamış. Evden çok uzaklara gitmiş.
Bir köye yaklaşırken hava iyiden iyiye kararmış. Çalılıkların ardında da bir karaltı
belirmiş.
Keloğlan hemen bir ağacın arkasına gizlenip, adamı gözetlemiş. Adam koynundan
çıkardığını, oradaki bir çalının dibine gömmüş. Sonrada oradan uzaklaşmış.
Keloğlan bir süre bekledikten sonra oraya varmış. Yerlere dikkatlice bakmış. Adamın
kazdığı yeri bulmuş. Toprağı kazmağa başlamış. Biraz kazdıktan sonra gözlerine inanamamış. Çünkü
toprağın altında bir torba dolusu altın varmış.
Keloğlan düşünmüş, taşınmış. Bu altının çalıntı olduğuna karar vermiş. Hem onu sahibine
vermek, hem de bundan yararlanmak için bir plan kurmuş kendi kendine.
Torbayı başka bir yere gömmüş. Düşmüş yola. Değneğini vura vura yürümüş, yürümüş.
Sonunda köye varmış.
Doğruca köy odasına gitmiş. Kapıyı açıp “Selamünaleyküm ağalar” diyerek içeriye girmiş.
Köylüler bir yabancının geldiğini görünce onunla ilgilenmişler.
Buyur, buyur deyip konuğa yer göstermişler. Eline bir bardak çay verip halini hatırını
sormuşlar.
Keloğlana ne iş yaptığını sorduklarında, keloğlan onlara:
-Ben fal bakarım ağalar, demiş. Fal bakaar yitikleri bulur, geleceği okurum.
Bunu duyan köylüler Keloğlana daha saygılı davranmışlar. Köylerine onur verdiğini
söyleyerek onu birkaç gün misafir etmeğe karar vermişler.
Hemen önüne büyük bir sini içinde yemek vermişler. Keloğlan buna çok sevinmiş. Çünkü
sabahtan beri hiç bir şey yememiş. Karnı açlıktan zil çalıyormuş.
Önüne konan yağı, balı, peyniri, sıcak gözlemeyi indirmiş mideye. Üstüne de okkalı bir
kahve içmiş. Bir köşeye serdikleri yatağa uzanmış. Sabaha kadar deliksiz bir uyku çekmiş.
Ertesi gün, sabah olunca köyden bir kese altının çalındığını söylemişler Keloğlana.
Keloğlan:
-Bir tas içinde su getirin, demiş.
Köylüler hemen bir tas bulup içine de su doldurup Keloğlanın önüne koymuşlar. Keloğlanın
ne yapacağını görmek içinde etrafına toplanmışlar. Keloğlanda anlamsız anlamsız mırıldanarak
ellerini suya batırmış. Sonra ıslak ellerini yüzüne sürmüş. Bir an düşünür gibi yapmış. Sonra da
köylülere altın dolu torbayı gömdüğü yeri tarif etmiş.
Köylüler koşup gitmişler Keloğlanın tarif ettiği yere. Altın torbasını elleriyle koymuş
gibi kolayca bulmuşlar.
Bu olay Keloğlan’ın saygınlığını artırmış. Onu yere göğe koymamışlar. Namı da çevre
köylere kadar yayılmış.
Günün birinde eşeğini kaybeden bir köylü içinde suya bakmış. Sonra adamı başından savmak
için:
-Senin eşeğin ne yerde ne de gökte. Ortaada bir yerde demiş.
Köylü aranıp dururken, eşeğini küçük bir tahta köprüde bulunca sevinç içinde köye dönmüş.
Herkese olanları anlatmış.
Bu olay da Keloğlanın ününe ün katmış. Keloğlanın ünü köyden köye, köyden kasabaya
yayılmış. Eşeğini bulan adam bir gün padişahın bulunduğu kente gitmiş. Keloğlan’ın yitik eşeği
nasıl bulduğunu anlatınca bu haber padişaha kadar ulaşmış.
Padişah da ne zamandır bir falcı ararmış meğer. Babasının emanet ettiği kılıncın sırrını
çözdürmek için. Kılınçın sırrının çözülmesi için o güne dek denemediği falcı, bilgin, büyücü
kalmamış. Kılıncın sırrını bir türlü çözememişler.
Padişahın adamları Keloğlanı bulunduğu köyden apar topar aldıkları gibi yaka paça
padişahın huzuruna çıkarmışlar. Keloğlan çok korkmuş. Padişahın derdini çözümleyemezse,
kellesinin gideceğini biliyormuş. Bu nedenle padişaha “Ben falcı falan değilim” demiş ise de
padişah dinlememiş.
Padişah kılıcı Keloğlana göstermiş:
Ben çok küçükken babam bu kılıcı bana verirken, büyüyünce sırrını çözmemi vasiyet
etmişti. Ama bugüne kadar bu kılıncın sırrını hiç kimse çözemedi, demiş.
Şimdi, Keloğlan bu sırrı çözecek, padişah da ona “Ne dilersen dile benden” diyecekti.
iyi hoş ama, keloğlan bunca bilginin, falcının, büyücünün çözemediği sırrı nasıl çözecekti.
Keloğlan içinde “bir atlarsın çegirme, iki atlarsın çeğirge…” diye söylenmiş.
Padişah Keloğlana bugüne kadar kılıncın sırrını çözmek için ortaya çıkıp da başaramayan
kırk kişinin kafasının nasıl vurulduğunu anlatmış. Bu sözleri duyan Keloğlanın korkusu daha da
artmış. Bu beladan nasıl kurtulacağını düşünmeye başlamış.
Padişah:
-Sana yarına dek müsaade, demiş. Bu sırrrı çözersen senin için yokluk yok artık. Ama
sırrı çözemezsen kel kafan da yok. Bunu iyi bilesin Keloğlan….
Keloğlan bakmış bir kaçamak yol bulamamış. Zamandan kazanmak için padişah’a:
-Bana kırk gün izin verin, kırk gün sonrra bu işi bitmiş bilin demiş.
Padişah:
-Hay hay, demiş. Bu iş için kırk yıldır bekliyorum. Ne yapalım kırk gün daha bekleriz,
demiş.
Keloğlan’ı bir odaya kapamışlar. Kılıcı önüne koymuşlar. İstediği cevizi, inciri, çuval
çuval yığmışlar. Her öğün en güzel yemeklerden getirmişler.
Keloğlan kırk gün kırk gece düşünmüş. kılınçın sırrını çözememiş. Kırkıncı gün sabah
erkenden uyanmış. Düşünmeye başlamış ama nafile. Sırrı çözememiş. Kellesi gideceği için
öfkelenmiş. Kılıcı eline alarak “Lanet olsun senin altının da elmasın da” diye söylenmiş. Sonra
o öfkeyle kılıcı sapından tuttuğu gibi duvara vurmuş. Ama öyle hızlı vurmuş ki kılınç sapından
kırılmış. Keloğlan elinde kalan sapa dikkatlice bakmış şaşırmış kalmış.
Çünkü sapın içinde bükülmüş bir kağıt varmış. Kağıdı yırtmadan çıkartmış. Kağıtta bir
şeyler yazıyormuş. Ama Keloğlanın okuma yazması olmadığından okuyamamış. Bu sırada verilen kırk
günlük mühlet de sona ermiş. Padişahın adamları Keloğlan’ı yaka paça Padişahın huzuruna
getirmişler. Keloğlan elindeki kırık kılıncın sapı ile, içinden çıkardığı kağıdı padişaha
uzatmış.
Padişah Keloğlanın uzattığı kağıttaki yazılanları okumaya başlamış. Okudukcada
şaşkınlığı artmış.
Çünkü kağıttaki yazı babasının yazısı imiş. Oğluna yazdığı mektupta şöyle diyormuş:
“Yiğit şehzadem, saltanatım sana kalacak. Ama çok küçüksün. Bugünlerde ölüp gidersem,
ortalıkta kalmandan korkuyorum. Bunun için sana bir hazine sakladım. Gömüldüğü yeri bu kağıtta
gösteriyorum. Sen büyüyüp kılıncın sırrını çözünce bu hazine senin olacaktır. Sen de, padişah
olmasan bile, bu hazine ile rahat bir yaşam sağlarsın kendine.”
Hemen mektupta belirtilen yere gitmişler. Adamlar topraği kazınca gercekten çok büyük
bir hazine bulmuşlar.
Padişah bu işe çok sevinmiş. Hem hazineyi bulduğu için, hemde babasının vasiyetini
yerine getirdiği için Keloğlan’a:
-Dile benden ne dilersen? Ne istersen veereceğim, demiş.
O zaman Keloğlan bulunan hazineden ufak bir pay ve padişahın güzel kızını istemiş.
Padişah önce karşı çıkmış bu isteğe. Ama sonra verdiği sözü hatırlamış.
Keloğlan ile kızını evlendirmiş. Hazineden de büyük bir pay vermiş. Keloğlan padişahın
kızı ile mutlu bir hayat sürmüşler…
Onlar ermiş muradına, biz gidelim diğer masalları okumaya…..
Maliyeden yeni bi vergi daha ”duvar yazisi vergisi’